Aslıhan Karagöz, Sicilya’nın özel yemeklerini ve gezilecek önemli noktalarını anlattı.

Sicilya, Akdeniz’in en büyük adası, Etna Yanardağı’nın gölgesinde tarihin, huzurun, lezzetin ve sessizliğin buluştuğu bir ada. Konumu dolayısıyla pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış, İtalya’nın 20 bölgesinden biri. Ama bölge olarak özel yetkilerle donatıldığı için yarı-özerk. Aklımda ünlü Alman yazar Goethe’nin “Sicilya’yı görmeden İtalya’nın resmini ruhumuza nakşetmek imkânsız” sözü… Düştüm yollara…


 

 

Bazen soruyorum kendime, dünyada görmek istediğin ne çok yer var. Aldığın nefes birçoğuna yetecek mi diye? Sonra diyorum ki belki de bu endişem beni gittiğim yerlere adapte ediyor. Görmek istediğim yeni şehirlerin sınırına geldiğimde kocaman bir nefes alıp kendimi o kültüre bırakıyorum. Sicilya da öyle oldu. Mikatur’un davetiyle gittim adaya. O gün İstanbul’da bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Uçağa bindim ve 2 saat 15 dakika sonra Katanya Havalimanı’ndaydım. İnerken Etna Yanardağı tüm ihtişamıyla görülüyordu. Dedim ki uçağın camından bakarken “Bu seyahat bambaşka bir deneyim olacak.” Yanılmamışım. İşte seyahat notlarınıza ekleyebileceğiniz Sicilya detayları… Sicilya Akdeniz’in en büyük adası. Haritada İtalya çizmesinin hemen ucunda duruyor. Güneyli İtalyanların sevdiği, havalı kuzeylilerin ise ada halkını “Arap ve İspanyol etkisinde kalmış arabesk Yunanlılar” diye bir bakıma küçümsedikleri cennet ada. Ayrıca Avrupa’nın en yüksek ve aktif yanardağı Etna’ya ev sahipliği yapıyor olması sebebiyle fazlasıyla popüler. Bu popülerliğin diğer kanadını da dünyanın ilk mafya ailesinin bu topraklardan çıkmış olması ve efsane “God Father” film serisi oluşturuyor. Ada 9 şehirden kurulu: Agrigento, Caltanissetta, Catania, Enna, Messina, Palermo, Ragusa, Siracusa ve Trapani. Bu şehirlere bağlı onlarca köy ve kasaba bulunuyor ve bence tamamı gezilmeyi hak ediyor…


Etna Yanardağı kelimelerle anlatılamaz, görünce efsunlanıyorsunuz. Görülmesi ve hissedilmesi gereken bir yer. 3350 metre yüksekliğinde, halen aktif, Avrupa’nın birinci, dünyanın onuncu yanardağı. 2000 metreye kadar otobüslerle çıkabiliyorsunuz. Daha yukarı çıkmak isterseniz Mikatur’un profesyonel tur rehberleri size eşlik edebilir.

 


12’inci yüzyıla ait Arap Norman stili San Cataldo Kilisesi’ni Norman Kralı Ruggero yaptırmış. Mozaikleri Bizanslı sanatçılar tarafından yapılmış. Vitraylarda yaratılış anlatılıyor. İçsel huzuru arıyorsanız görmelisiniz.

 


Sicilya deyince; Francis Ford Coppola’nın ‘The Godfather/Baba’ film serileri ve Marlon Brando ile Al Pacino gibi dev aktörlerin beyazperdede hayat verdiği mafya efsanesi akla geliyor. Mario Puzo’nun Sicilya’da mafyanın en etkin olduğu Corleone Kasabası’ndan ve oradaki ailelerden ilham alarak yarattığı Corleone Ailesi bugün adada yaşayan Sicilyalıları bıktırmış. 1995’te kilit noktadaki mafya babalarından biri yakalanınca Sicilyalılar rahat bir nefes almış. Bugün artık Sicilya’da mafya sadece efsaneden ibaret.

 

 


Utanç meydanı, Floransalı bir aileden satın alınan carrara mermerleriyle yapılmış. Meydanın adı, heykellerin rahip ve rahibelerin manastırlarının ortasında olması ve de çıplak olmasından dolayı verilmiş.

 


Cappuccino Sicilya’nın en çok içilen kahvesi. Şöyle bir hikâyesi var. Marco d’Aviano adlı bir keşiş Viyana Savaşı’nda, zafer sonrası Osmanlıların üzerinde kahve bulur. Ancak kahve henüz Avrupalıların bilmediği bir lezzet olduğu için tadı Avrupalılara çok acı gelir. Bunun üzerine acı kahve, krema ve bal ile seyreltilerek içilir ve zamanla şekil değiştirerek Cappuccino adı altında İtalyan kahvesi olarak günümüze kadar gelir. Hikâye ne kadar doğrudur bilinmez ama Avrupalıların mutfağında 1700’lü yıllara kadar kahve kelimesini bulmak bile çok zormuş!

 


Sicilyalılar yaz akşamları yemek öncesi, likör, şampanya veya beyaz şarap, soda, portakal kabuğu ve buzla hazırlanan yöresel bir içki içiyor.

 


Dolaşırken göze çarpan şeylerden birisi de hemen her yerde görebileceğiniz Trinacria. Sicilya üçgen şeklinde bir ada ve Trinacria da adanın amblemi.

 


Martonara Kilisesi 11’inci yüzyılda Antakyalı Yorgo tarafından yaptırılmış. Yorgo bir Akdeniz korsanı ve Normanların amirali.

 


Palermo’nun doğusunda ve Tiran Denizi kıyısında bulunan Sicilya’nın en önemli turizm merkezi ve balıkçı kasabası Cefalu, deniz kenarındaki restoranları, iç kesimlerdeki daracık sokaklarıyla tipik bir Akdeniz kasabası görünümünde.

 


Arancini, Sicilya’nın pirinç topları… Bildiğiniz içli köfte tadında. Sıcak aperatiflerin en çok tercih edileni.

 


Pasta Alla Norma, yani patlıcanlı makarna yöresel lezzetlerden, denemelisiniz. Hani derler ya damak çatlatan cinsten…

 


Domatesli, zeytinyağlı, peynirli, patatesli ve zeytinli pizzalar yemek öncesi atıştırmalıklar arasından sadece birkaçı…

 


Akdeniz’in en etkili mutfaklarından biri Sicilya mutfağı. Balık yemek büyük bir keyif. Adaya özgü balıklar arasında sardalya en önde olanı. Ancak bir de kılıçbalığı var ki tadılması gereken en önemli lezzetlerden.

 


Badem ezmesinden yapılan hediyelik renkli kurabiyeler pastaneleri süslüyor.

 


Not: 1997 yılından bu yana Türk turizmine yön veren Mikatur bireysel hizmetlerden kitle turizmine kadar her alanda hizmet vermeye devam ediyor. Geliştirdiği hizmet kalitesini “tatilbudur.com” web portalıyla birleştirerek Türkiye çapına yayan şirket. Online rezervasyon servisi, aynı zamanda çağrı merkezi, müşteri ve lokal hizmetleri, profesyonel satış ekibi ve yetkili acenteleri herkese ulaşmayı hedefliyor. Siz de sevdiklerinizle birlikte bir seyahat yaşayıp güzel anılarla dönmek istiyorsanız, Mikatur ya da tatilbudur.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

 

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir